Günlük 2 Haziran 3 dk okuma

Birinci gün — Açılış

Niyet ettim bu festivali günde en az iki film izleyerek kapatmaya. 

Sevgili Festival Günlüğüm;

Ben Aybüke, Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde basın ekibindeyim. Festival boyunca kamuya açık festival günlüğü tutuyorum. Bu günlüklerde öznelliğin içinden çıkan genel olanı da paylaşmak istiyorum. “Özel olan geneldir” şiarıyla yola çıkıyorum.


O yüzden her ne kadar kendi sesimle bunları yazıyor olsam da sizler günlükleri okurken burada bulunan gönüllü arkadaşlarımın, festivale gelen konukların, filmlerdeki müthiş mücadele sahiplerinin ve  seyircilerin seslerini de duyacaksınız.

(Fotoğraf: Aybüke Çam)

Bir yılın ardından kaldığımız yerden devam ediyoruz. Kaldığımız yerden ama kaldığımız biçimde değil. Mücadelemiz zaman içinde konu, mekan ve biçim değiştirdi. Bu bir yıllık hayatlarımızın değişen ve aynı kalan dinamiklerini bir bohçaya koyup yanımızda getirdik. 

Genelde açılış gecesiyle başlayan festival maceramız bu sene filmlerle başladı. 

Niyet ettim bu festivali günde en az iki film izleyerek kapatmaya. 

Filmler başlamadan önce fuayeyi biraz boş görmüştüm, ilk seanslar boş geçer belki, diye düşünmüştüm. Ama öyle olmadı. Ne olduysa gösterimlere on beş dakika kala oldu. Fuaye kalabalıklaştı ve salon seyircilerine kavuştu.

 

Replika filmiyle başlangıç yaptım. Filmde yapay zekayla duygusal olarak ilişki kuran kadınların hikayelerine yer verildi. Yapay zekayla fazla haşır neşir olmayan biri olarak filmdeki kadınların hikayelerine başta uzak hisetmiştim. Yapay zekayı ataerkiyle mücadele araçlarından biri olarak sununca bu his kayboldu. Yine de sistemin atadığı erkeklik kalıpları yapay zekanın içinde de mevcuttu. Film çıkışında basın ekibi olarak hızlıca Letterboxd’dan puanlarımızı verdik.  Sonrasında kendi aramızda tartışmaya başladık: Yapay zekayla partner olduğunuzda ataerkil düşünce kalıplarından kaçılabilir misiniz? Yapay zeka ve ona dair talepler, içinde bulunduğu toplumun kültürel kodlarından ne kadar azade olabilir? Kafam bu sorularla hala meşgul olsa da filmde yapay zekadan talep edilenin hegemonik erkeklik (her toplumun ve dönemin kendisine uygun mübah erk yaratışı ve arayışı) olduğunu gördüm.

 

Muhteşem Zaman Makinem filmi dünyadaki gerçekliğiyle beni koltuğumda çaresiz hissettirerek başladı. Sonrası yine dünyadaki gerçekliğiyle beni göklere çıkarttı ve makinesine aldı. Çocuklar üzerinden cinsiyet eşitsizliğinin okumasını yapmak aradaki uçurumu daha görünür kıldı. Aynı yaşlarda kızı ve erkek çocuklarının büyüme biçimleri tamamen farklıydı. Bir sahnede kızlar kapının önünü süpürürken erkekler topla oynuyordu. Kızların oyunlara, film çekmeye sarılmaları ve hayalleri… İçimdeki umutlarla Kült’ten çıkarken Lucia Murat’ın sinemayı ziyarete geldiğini gördüm. Keyifli açılışın ardından asıl açılışa için Opera binasına geçtim. 

 

Opera her yıl olduğu gibi Süpürge’nin havalanması için ev sahipliği yaptı. Festivalin kırmızı açılış kurdelesi makas kesmiyor şakası olmadan Şenay Gürler ve Yetkin Dikinciler tarafından kesildi. Bohçamızdaki aynı kalan dinamikler demiştim. Her sene Şenay Hanım’ın ve Yetkin Bey’in Süpürge’ye gönül bağıyla bağlı olarak gerçekleştirdikleri sunumları, çok sevdiğim aynı kalan dinamiklerden biridir. Açılış öncesi gazetecilerle röportaj yaptılar ve gördüm ki ikisi de ayrı ayrı  bu sahneye yakışmanın yanı sıra fikirleriyle hayat görüşleriyle önümüze ışık tutuyorlardı. 

(Fotoğraf: Özlem Sola)

Festival tanıtım filmiyle başlayan gece; film fragmanları, ödüllerle devam etti. Ödül alan konukların konuşmaları esnasında her sene göğsümüzün ortasında coşku yaratan bir konuşma oluyordu, bu sene ise o konuşma Genç Cadı ödülü sahibi Ece Bağcı’dan geldi. Bilge Olgaç ödülünü alan Dilde Mahalli konuşmasında “eve vardım, bir arada oldukça güçlüyüz” dayanışma aracımız olan bir aradalığımıza vurgu yaptı. Onur Ödülü’nü Emel Göksu kızı Fadik Sevin Atasoy’dan aldı, bu sahnede sadece kendisini değil çocuklarını da yetiştirdiğini anlattı. 

“Çiçek Mi Dediniz?” afişinin önünde fotoğraflarımızı çekildik, sevdiklerimizi kucakladık ve bir sonraki gün görüşmek üzere kısa bir veda ettik. Yarın görüşmek üzere sevgili günlük…

Tüm güncelere dön