Günlük 7 Haziran 2 dk okuma

Altıncı gün — Kapanış

Süpürge ağzımıza bir parmak bal çaldı ve bizi bıraktı. Sessiz Dost’la kapanış, ödüller ve bir veda.

Kiki misali bir süreliğine uçmaya ara veriyoruz ama elbette cadılık baki.

Sevgili Festival Günlüğüm;

Süpürge ağzımıza bir parmak bal çaldı ve bizi bıraktı gibi hissediyorum. Çok çabuk bitti. Göklerden yere yaklaşmanın zamanı geldi, bir sene boyunca yerde dolaşıp tekrar yükseklere çıkacağımız bu anları bekliyor olacağız. Miyazaki’nin Küçük Cadı Kiki filminde Kiki’nin süpürgesinin özel gücü bir noktada bitiyordu. Kiki misali bir süreliğine uçmaya ara veriyoruz ama elbette cadılık baki.

Sessiz Dost (Silent Friend)’la bu festivali kapatıyorum. Film “Çiçek Mi Dediniz?” konseptine çok uygundu. Çiçekleri pasif ve sessiz bir kabulcü olarak gören herkese onların bizim algılayamadığımız biçimde aktif ve varoluşlarının yeterince gürültülü bir mücadele olduğunu gösterdi. Bu filmi kırmızı koltuklu salonda izlediğim için mutluyum çünkü süre itibariyle yan salonda izlemek zorlayıcı olabilirdi. Özel gösterim için seçilmiş harika bir filmdi. Asırlık Ginkgo ağacının tarihin farklı dönemlerinde üç insanın hayatına tanıklık ve dostluk edişini anlattı. 1908’de Grete’nin bölüme kabul edilen ilk kadın olmasıyla başlayan hikaye hem tarihi perspektifle hem de Grete’nin mücadelesiyle dolu doluydu. 1972’de aşık bir öğrencinin, aşkıyla kurduğu bağı yerini bir sardunya ve ginkgo ağacıyla aktarmasını izledik. 2020’de pandemideki kapanmayla birlikte üniversitede yalnız kalan ve bilimsel araştırmalar yapan profesörün hikayesine şahit olduk. Bu üçünün ortak noktası; yalnızlıklarını sessiz bir dost olan doğanın sesini dinleyerek dindirmeleriydi.

Film sonrası kapanış için ufaktan hazırlıklar başlamıştı. Kapanış töreni Çağla’nın samimi sunumuyla gerçekleşti. Vakfın Sanatla projesi kapsamında Suriye’de çekilen iki kısa film gösterildi. Yakın zamanda kaybettiğimiz Marjane Satrapi’yi anmak üzere FIPRESCI jürisi konuşmasını gerçekleştirirken Nadia, Satrapi’yle ayrı bir bağı olduğunu, onunla tanışmış olmaktan çok mutlu olduğunu ve kaybından dolayı üzüldüğünü dile getirdi. Ece Vitrinel ise Satrapi’nin sinemasının etki alanının büyüklüğünü “filmlerini izlememiş olsanız bile sahneleri bir yerlerde karşınıza muhakkak çıkmıştır” diyerek vurguladı.

(FIPRESCI jurisi: Ece Vitrinel, Nadia Meflah, Omnia Adel\Fotoğraf:Cemre Çıplak)

Derken gecenin en önemli anlarından olan ödül açıklandı. Yo, Aşk Asi Bir Kuştur (Yo, Love Is A Rebellious Bird) ödülü kazandı. Gerçekten festivalde benim favorimdi ve çok mutlu oldum. Enki’nin seyirci ödülünü, tam puan alarak Yaşadığını Görmek Ne Güzel (Que Bom Te Ver Viva) kazandı. Kazanan filmleri izlemiş ve öncesinde beğenmiş olmanın gururla sinemadan biraz da olsa anladığımı düşünmeye başladım. Şaka bir yana bu sene seçkide ağırlıklı olarak belgesel izledim. Seçkideki belgeseller çok katmanlıydı, ilk katı çoğunda umutsuz bir noktadan maruz kalınan sorunlardan bahsedilerek başlasa da ortasına bir mücadele ve üst katına gerçeklikle harmanlanmış umutlar eklenmişti. Seçkinin karanlık olmaması festivalin anlam ve önemi için önemliydi. Nihayetinde alkışlar ve kapanış… Kült’ün alt katında küçük bir veda gerçekleştirdik.

Festivale yıllardır gelen birkaç dostumla birlikte ortak fikrimiz şu: evet filmler mücadele etmenin bir biçimiydi, evet sinema güzeldi ama bizim bu festivale esasen katılma amacımız asla yalnız hissetmemekti… Burada kurduğumuz bağın ve ortaklığın sırt sıvazlayıcı yanı için bu festivale geliyorum, geliyoruz. Gecenin ilerleyen saatlerinde Manifest ve 90’lar Türkçe Pop türlü türlü dans figürleriyle hakimiyeti ele geçirdi. Birbirimizi kucaklayarak 29. Festivali sonlandırdık.

Tüm güncelere dön